
Beylerbeyi Konağı
Niyazi Çapa Müzesi
1750 yılında inşa edilen tarihi Beylerbeyi Konağı'nda, Türkiye'nin ilk eczacılık ve protez-ortez müzesini keşfedin. Osmanlı'dan günümüze uzanan kültürel mirasımızı deneyimleyin.
Keşfetmeye BaşlayınNiyazi Çapa Kimdir?

1942 yılında Bilecik'in Söğüt ilçesinde doğan Niyazi Çapa, Oğuzların Kayı boyuna mensup Karakeçili aşiretindendir. Soy ağacına göre baba tarafı yüzlerce yıldır Söğüt'ün İnhisar bölgesinde, anne tarafı ise Asarcık'ta yaşamıştır.
Ertuğrul Gazi gibi Karakeçili olmakla gurur duyan Niyazi Çapa, Yörük-Türkmen kültürünü yaşatmak ve yaymak için hayatı boyunca büyük çaba harcamıştır. Dolu dolu geçen ömrüne binlerce anı sığdırmış, binlerce gönüle dokunmuş ve gerçek dostluklar kurmuştur. Türk milletinin her şeyin en iyisini yapabileceğine inanır ve bu inancı çevresine de aşılamaya çalışırdı.
Yörük-Türkmen dünyasında "Çağdaş Dede Korkut", "Aksakallı" ve "Bilge Adam" olarak anılan Niyazi Çapa, Türkiye'nin dört bir yanında düzenlenen şenlik ve etkinliklere katılmış, ulaşılmadık yer bırakmamıştır. Gittiği her yerde "Beylerbeyi" unvanıyla il beyleri atamış, onlara kılıç kuşandırarak "Bey" ilan etmiştir. Yörüklerin birlik ve beraberliği için ömrünü vakfeden Niyazi Çapa, vefatında bile Yörükleri bir araya getirerek neden "çağın Dede Korkut'u" olarak anıldığını bir kez daha göstermiştir.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V)'in "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır" sözünü hayatının düsturu edinmiştir. Türkiye'de birçok ilki hayata geçirmiş, yıllarca insanlara sağlıklı ürünler sunmuştur. "Türk milleti her şeyin en iyisine layıktır ve en iyisini yapar" diyerek kurduğu Orsa Ortopedi ve Çapa Ortopedi firmaları, ortopedi ürünlerinde Türkiye'yi dünya çapında temsil eden sayılı firmalardan biri haline gelmiştir.
Yurt dışından ithal edilen ürünlerle Türkiye'nin dışa bağımlı olmasına karşı durarak, 44 ülkeye ihracat yapmış; Almanya'dan Tanzanya'ya kadar uzanan pazarlarda kaliteli ve uygun fiyatlı ürünlerle Türkiye'nin gururu olmuştur.
Niyazi Çapa yalnızca insanları değil, Allah'ın yarattığı tüm canlıları severdi. "Allah'ın sessiz kulları" dediği hayvanlara, dertlerini anlatamayan yaralı canlara hiçbir ücret almadan hizmet verdi. Binlerce kedi ve köpeğe yürüteç ve protez yaptı. Bacağı kırıldığı için vurulacak olan bir ata protez yaparak dünyada bir ilke imza attı. Yanındaki diğer atlar ölmesine rağmen bu atın yaşaması, onun hayvanlara duyduğu sevgi ve azminin simgesi oldu. Bu olay, Amerika'daki televizyon ve gazetelere "atların kaderini değiştiren adam" olarak yansıdı. Tavşandan leyleğe, buzağıdan köpeğe kadar pek çok hayvana karşılıksız hizmet sundu.
Hayatı boyunca hep ilkleri başardı. Gençlerin geçmişi görüp tanıyabileceği bir alan eksikliğini fark edince, Eskişehir'in en eski yerleşim yerlerinden Odunpazarı'nda, gördüğünüz bu tarihi binayı alarak özel bir müze haline getirdi. Müzedeki Çanakkale Köşesi ve Yunus Emre Köşesi ile gençlere vatan sevgisini ve hoşgörüyü aşılamayı amaçladı. Türkiye'nin ilk eczacılık müzesi ve protez-ortez müzesini kurarak, yıllarca yaptığı mesleğin tarihçesini geleceğe taşıdı. Müzenin son katında yer alan Osmanlı Evi ile, Osmanlı'nın giyim-kuşamını ve günlük yaşamını canlandırdı.
Niyazi Çapa Fotoğraf Sergisi ise, Eskişehir'e, Türkiye'ye ve İslam dünyasına hizmetle geçen bir ömrün görsel tanığı oldu.
Bu kıymetli eserleri bizlere miras bırakan Niyazi Çapa'nın ve tüm atalarımızın aziz ruhları için El-Fatiha.
Müze Hakkında
Beylerbeyi Konağı
Konum
Beylerbeyi Konağı, Eskişehir ilinin Odunpazarı ilçesinde yer almaktadır. Konak, Orta Mahallesi, Kurşunlu Camii Sokak'ta yer alır. Kurşunlu Camii'nin çıkış kapısında, köşedeki ilk evdir.
Plan Tipolojisi
Bahçesi yanda bulunan, özellikli cephesi bahçeye bakan, sokak cephesi sade bırakılmış bir evdir.
Yeri
Orta Mahallesi, Kurşunlu Camii Sokak'ta yer almaktadır.
Bugünkü Durumu
Beylerbeyi Konağı Niyazi Çapa Müzesi olarak hizmete geçirilmiştir.
Tarih
1750 yılında yaptırılmıştır.
Malzeme ve Teknik
İlk yapıldığında, dönemin ve bölgenin ana malzeme karakterine uygun olarak duvarlarda ahşap karkas arası kerpiç dolgu kullanılmış; pencere, kapı ve bunun dışındaki cephe elemanlarında (silmeler, saçak altı süslemeleri gibi) ahşap tercih edilmiştir. Ahşap karkas kerpiç dolgulu duvarları, ahşap doğramalar ve silmeler tamamlamaktadır.
Mimari Tanım
Yapı, dış sofalı plan şemasına sahiptir. Zemin kat moloz taş olup, üst katlar ahşap karkas arası kerpiç dolgu üzerine sıvalıdır. Üst örtü ise kırma çatı olup alaturka kiremit kaplıdır.
Süsleme
Yapı, dıştan 18. yüzyıl Osmanlı sivil mimari tekniğine uygun olarak çıkmalı şekilde inşa edilmiştir.
Tarihçesi
Beylerbeyi Konağı'nın ilk sahipleri bilinmemekle birlikte, Eskişehir'in ilk belediye başkanlarından Asarcıklı Ali Efendi'nin de burada kaldığı söylenmektedir. Asarcıklı Ali Efendi, Kurşunlu Camii'nin şadırvanında akan Sarısu'yu, yani Eskişehir'in ilk içme suyunu getiren ve Odunpazarı'nda Arnavut kaldırımı yaptıran kişidir.
1920 yılındaki sahibi, Meddah Edip isimli bir beydi. Edip Bey, o dönemde Odunpazarı'nda küçük çapta öykü anlatma ustasıydı. Bu yüzden "meddah" lakabıyla anılmaktaydı. Anlatılanlara göre Kurşunlu Camii'ne uzak yerlerden ibadet için gelen kişiler konakta misafir olarak ağırlanır, ayrıca her hafta cuma namazı çıkışı konağın bahçesinde düzenlenen yemekte, caminin avlusunda hankâh olarak adlandırılan bölümde kalan öğrenciler için para toplanırdı.
1940'lı yıllarda konağın önündeki yolun genişleyeceği söylentisi üzerine Meddah Edip Bey, evi ikiye bölerek şu an Beylerbeyi Konağı olarak bilinen kısmı Tespihçi Hüseyin Hoca'ya satmıştır. Tespihçi Hüseyin Hoca (1910–1985), Tren Garı'ndaki küçük dükkânında tespih yapıp satan, aynı zamanda Gümülcine Camii'nde imamlık yapan takva sahibi bir hocadır. Hüseyin Hoca, Kurşunlu Camii'nin uhrevi havasına aşıktır. Sık sık Kurşunlu Camii'ne gitmekte, Allah'tan Kurşunlu Camii'nin yakınında kendisine bir ev vermesi için dualar etmektedir. Odunpazarı'nda ev alacak imkânı yoktur; ancak vaktini orada geçirme arzusuyla dualarında sürekli cami çevresinde bir ev istemektedir.
Meddah Edip Bey'in evi ikiye bölerek yola gidecek kısmını ucuz fiyata satmak istemesi, Hüseyin Hoca için bir fırsat olur. Hemen parayı denkleştirip evi almak için Edip Bey ile anlaşır. Dostları Hüseyin Hoca'yı uyarır: "Bu ev yıkılacak, onun için fiyatı ucuz, bu evden vazgeç" derler. Ancak tevekkül sahibi Hüseyin Hoca kimseyi dinlemez. "Ben Rabbimden, imkânım olmadığı hâlde cami yakınında ev istedim. Rabbim, caminin en yakınındaki bu evi karşıma çıkardı. Anlaşmadan vazgeçmem. Yıkılsa da yıkılana kadar otururum." der ve evi satın alıp yerleşir. Sonrasında belediye yıkım kararından vazgeçer. Hüseyin Hoca, ölene kadar caminin en yakınında, Odunpazarı'nın en güzel mevkiinde bulunan bu evde yaşar.
Tespihçi Hüseyin Hoca'nın ölümünden sonra varisleri olan 3 kızı ve oğlu evi satılığa çıkarırlar. 1964 yılında Tespihçi Hüseyin Hoca'nın kızını alarak damadı olan Niyazi Çapa (1942-2024) evin başkasına satılmasını istemez ama varislerin kararına saygı duyar. Yanlış anlaşılmamak için evde gönlü olsa da ses çıkarmaz. Ev başkasına satılır ve birçok kez el değiştirir.
1970'li yılların başında çıkarılan SİT alanı yasası ile ev korunma altına alınmış; ancak onarımına dahi müsaade edilmediğinden yapı yıkılma tehlikesiyle kullanılamaz hâle gelmiştir.
1998 yılında Niyazi Çapa, Kurşunlu Camii'ne gittiği bir cuma namazı sonrasında evin duvarında "satılık" yazısını görür. Oğlu Necdet Çapa'ya telefon numarasını vererek ev için irtibata geçmesini ister. Yıkılmak üzere olan bu evi Necdet Çapa 1998 yılında satın alır. Elden ele dolaşan ev tekrar aileye geçmiş olur. Evin bacası çatı üzerine çökmüş, çatı da çökmek üzeredir. Ancak ev, Anıtlar ve Müzeler Yüksek Kurulu'nda tescilli bir yapı olduğundan, bırakın onarımı, eve bir çivi dahi çakılmasına izin verilmemektedir.
Niyazi Çapa, iki yıl boyunca uğraş verir. Osmangazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde rölöve planı hazırlatır. Evin aslına uygun olarak restore edilmesi için gerekli izinleri alır ve yıkılmak üzere olan evi aslına uygun şekilde restore eder. O yıllarda Eskişehir'de müze olmaması ve öğrencilerin bu kültürden yoksun kalmasına üzülen Niyazi Çapa, bu konağı Beylerbeyi Konağı ve Eczacılık Müzesi hâline getirir. Konağın açılışı, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 700. yılı olan 1999'da ve aynı gün Niyazi Çapa'nın da Beylerbeyi seçildiği günde yapılır. Bu tarihten sonra yapı Beylerbeyi Konağı adını alır.
Odunpazarı'nda Niyazi Çapa'nın yaptığı restorasyon ve müze açılımı, diğer resmî kurumlara ve sivil toplum örgütlerine rehber olur. Odunpazarı Belediyesi tarafından 2006 yılında başlatılan Odunpazarı Evleri'ni Yaşatma Projesi kapsamında diğer Odunpazarı evleri de restore edilerek bölgenin canlanması ve turistlerin ilgi odağı hâline gelmesi sağlanır. İki defa Niyazi Çapa tarafından restore edilen Beylerbeyi Konağı, bu proje kapsamında Odunpazarı Belediyesi tarafından tekrar restore edilerek sağlamlaştırılır.
2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne giren Tarihi Odunpazarı Evleri, 2013 yılında Eskişehir'in Türk Dünyası Kültür Başkenti olmasıyla hak ettiği yeri bulmuştur. Günümüzde Odunpazarı Evleri bölgesi; sivil toplum kuruluşları ve resmî kurumlar tarafından açılan müzeler, satış merkezleri, kafeler ve atölyelerle Eskişehir'de turistlerin en çok ziyaret ettiği bölge hâline gelmiştir.
1 Haziran 2024 tarihinde Niyazi Çapa'nın vefatının ardından, evlatları Beylerbeyi Konağı'nı; bu işe gönül veren Niyazi Çapa'nın adını ve yaptıklarını yaşatmak amacıyla Beylerbeyi Konağı Niyazi Çapa Müzesi olarak düzenleme kararı almıştır. Niyazi Çapa'nın torunu Alperen Çapa, müzenin iç mekânını yeniden dizayn ederek bu tarihi yapıyı modern bir şekilde gezilebilir hâle getirmiştir. Müze içerisindeki tüm tarihi eserler tek tek elden geçirilmiş, fotoğraf ve videolarla kayıt altına alınmış ve sanal olarak da gezilebilen bir müze oluşturulmuştur.
Niyazi Çapa'nın ülkesi ve İslam âlemi için ömrü boyunca yaptığı hizmetleri anlatan fotoğraflar, videolar ve gazete haberleri müzede bir araya getirilmiştir. Müzenin 3. katında bulunan Osmanlı dönemi yaşam alanı; eski eşyalar, el yazması belgeler ve kıyafetleriyle tarihe ışık tutmaktadır. 2. katında yer alan Eski Eczacılık Müzesi'nde, eczacılık ve tıp tarihi açısından eşi benzeri olmayan eserler sergilenmektedir. 1. katında bulunan Protez-Ortez Müzesi ise insan sağlığı için bir ömür boyu verilen hizmetleri ve hayvanlar için yapılan özverili çalışmaları gözler önüne sermektedir.
Müze Katları
Protez ve Ortez Müzesi
Eski Eczacılık ve Tıp Tarihi Müzesi
Osmanlı dönemi yaşam alanı, el yazmaları ve kıyafetler
Müze, Cumartesi ve Pazar günleri ziyarete açıktır.
Kurşunlu Camii ve Külliyesi
16. yüzyıl Osmanlı mimarisinin Eskişehir'deki en önemli eseri
Genel Bilgiler
Kurşunlu Camii ve Külliyesi, Odunpazarı semtinde, Tarihi Odunpazarı Evleri'nin yanında yer almaktadır. Külliye ve çevresindeki tarihi yapılar, ziyaretçileri geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarır.
Kurşunlu Külliyesi, 16. yüzyıl Osmanlı dönemine ait olup Osmanlı vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa tarafından 1517 yılında yaptırılmıştır. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'nde bulunan vakıf kayıtlarına göre külliye, 1517–1525 yılları arasında tamamlanmıştır. Mimarı, Mimar Sinan'dan önce mimarbaşı olan Acem Ali (Alaeddin Ali Bey)'dir.
Külliye Bölümleri
Cami
Kubbesi kurşunla kaplı olduğu için Kurşunlu Camii adını almıştır.
İmaret
Yemekhane ve mutfak bölümlerinden oluşur.
Aşevi
19. yüzyıl sonlarından itibaren saat kulesi olarak da kullanılmıştır.
Kervansaray
Günümüzde nikâh salonu, cam sanatları merkezi ve festival alanı olarak kullanılmaktadır.
Sıbyan Mektebi
Günümüzde kütüphane olarak hizmet vermektedir.
Medrese (Hanikâh)
Günümüzde Lületaşı Müzesi olarak kullanılmaktadır.
Tabhane
Misafirhane olarak kullanılan bölümdür.
Asarcıklı Ali Efendi
18. Yüzyıl Eskişehir Belediye Başkanı

Gençlik yıllarında o zaman Eskişehir'e bağlı olan sonrasında Söğüt'e bağlanan, İnhisar'ın İlçe olmasıyla günümüzde İnhisar'a bağlanan Asarcık (Hisarcık) köyünden gelerek Odunpazarı'na yerleşen Osmanlı döneminde sevecen, alçakgönüllü ve uzlaşmacı tavırlarıyla tanınan 1800'lü yılların sonunda ve 1900'lü yılların başında Eskişehir'in ilk Belediye Başkanlarından olan Ali Efendi Eskişehir'e Kalabak suyundan önce ilk içme suyu olan Sarısungur suyunu getiren kişidir.
Eskişehir halkı, yirminci asrın başlarına kadar sıcak termal suyunu testilerde soğutarak içmeye çalışırken 1900 yılında Asarcıklı Ali Efendi tarafından şehre 15 km. uzaklıktaki Sarısungur Suyu, Odunpazarı semtine pişmiş toprak künklerle getirilmiş, kapalı dağıtım yerlerinden, dirhem hesabıyla evlere ve mahalle çeşmelerine dağıtılmıştır. Ancak bu su aşağı mahallelere kadar götürülememiştir.
Eskişehir'de Asarcıklı Caddesi'nin ismi onun adına ithafen verilmiştir. Ancak kendi reklamının yapılmasından hoşlanmayan mütevazi bir kişiliğe sahip olmasından dolayı caddenin isminin sadece Asarcıklı Caddesi olmasını istemiş, Ali Efendi kısmını kaldırmıştır.
Kendisinin devrin ilimlerinin yanında İslami ilimleri de en iyi şekilde bilen, çalışkan ve şehre faydalı işler yapmış bir kişi olduğu söylenmektedir.
Bir Hatıra
Rahmetli Satılmış Dömez'den (1929-2017) Asarcıklı Ali Efendi ile ilgili şöyle bir hatıra aktarımı vardır; Satılmış Dömez Eskişehir'de yaşayan Asarcık köyü doğumlu bir delikanlıdır. Askerlik öncesi Odunpazarı'na vedalaşmak üzere gelen genç Satılmış Bey Odunpazarı'nın meşhur Bahçeli Kahvesi'nde dinlenmek üzere oturduğunda yaşlı bir amcayla muhabbet eder.
Muhabbet sırasında nereli olduğunu soran amcaya Asarcıklı olduğunu söyler. Yaşlı amca Asarcıklı olduğunu duyunca birden eski günlere döner: "Hiç unutmam sizin bir Dedeniz vardı Asarcıklı Ali Efendi çok çalışkandı. Tembel insanları kahvede boş oturanları sevmezdi. Benim gençliğimde bir gün kahvede otururken o yanında askerlerle Bahçeli Kahve'ye geldi. 'Siz burada boş boş otururken kadınlar çamura bata çıka gidip çeşmeden su alıyor. Bayramda mezarlığa çamurdan ziyarete gidemiyorlar. Siz burada bunları görüp oturmaya utanmıyor musunuz?' dedi."
O sıralar Odunpazarı ve Bademlik mezarlığı arasında düzgün bir yol yoktu. Yağmur yağınca yol çamura bataklığa dönerdi. Asarcıklı Ali Efendi haklı olduğundan kimse ses çıkaramadı.
"Bugün ben Arnavut kaldırımı için taşları getirtiyorum. Yarın sabah erken hepiniz Odunpazarı meydanına geliyorsunuz. Odunpazarı meydanından mezarlığa kadar Arnavut kaldırımı yapacağız" dedi. Ertesi gün herkes meydanda toplandı. El birliğiyle çamur yola Arnavut kaldırımı döşemeye başladı. Ali Efendi kendisi de işin başındaydı ve kendisi de taş taşıyordu.
"Oğul işte bu gördüğün Arnavut kaldırımı yol o zaman yapılan yoldur. Yaptıran da sizin köylünüzdür. Kendisiyle ne kadar övünseniz azdır. Onun sayesinde insanlar mezarlığa cenazelerini rahatça taşıdılar. Kabir ziyaretlerini rahatça yaptılar. Çeşmelere rahatça gittiler. Zaten çeşmelerden akan Sarısu'yu da getiren oydu. O zamanlar gençtik. Rahatça oturduğumuz kahveden kalkıp taş döşemek bize zor geldi. Ona kızdık. Ama sonrasında hem biz hem de tüm Eskişehir halkı ona hayır dua ettik. Allah ondan razı olsun."
Genç Satılmış Bey gurur duyduğu köylüsü Asarcıklı Ali Efendi'nin bu hatırasını sonraki kuşaklara aktararak görevini yerine getirdi. Allah hepsine rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun.
Galeri
Müzemizin her katında, farklı dönemlere ait kültürel ve sağlık temalı zengin koleksiyonumuzu keşfedebilirsiniz.
Kat planlarına tıklayarak her kata ait detaylı görselleri ve sergilenen eserleri inceleyebilirsiniz.

Zemin Kat
Krokiye tıklayarak görselleri görün

1. Kat
Krokiye tıklayarak görselleri görün

2. Kat
Krokiye tıklayarak görselleri görün
İletişim
Müzemizi ziyaret etmek veya daha fazla bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Adres
Paşa, Kurşunlu Cami Sk. No:28
26030 Odunpazarı/Eskişehir
Çalışma Saatleri
Hafta Sonu: 10:00 - 17:30
Hafta İçi Kapalı